TEREKEME KARAPAPAK TÜRKLERİ

T.C.OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİSOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜTÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALIKARAPAPAK (TEREKEME) TÜRKLERİHAZIRLAYANMuharrem YILDIZ512020111004DANIŞMANYard. Doç. Dr. Dilek ERENOĞLU2KARAPAPAK (TEREKEME) TÜRKLERİMuharrem YILDIZÖZETTerekeme adıyla anılan Karapapaklar, kökeni çok eskilere dayanan bir milletolmalarına rağmen haklarında detaylı şekilde pek fazla çalışma yapılmamıştır. Kimiaraştırmacılar konularını ilgilendirdikleri ölçüde Karapapaklar hakkında kısa bilgilervermişlerdir. Bunların yanında birçok yazar ve araştırmacı da Karapapakları Özbekistan’abağlı Karakalpakistan Özerk Cumhuriyetinde yaşayan Karakalpaklarla karıştırmış, bu ikiTürk halkını aynı boya mensup zannetmişlerdir.Bu çalışmada, öncelikle Karapapakların ne kadar köklü bir tarihi geçmişe sahip olduğuortaya konulmaya çalışıldı. Asya Hun devletinin dağılmasıyla başlayan tarihi süreçleri, busüreç içerisinde yaşadıkları bölgeler günümüze kadar aşama aşama aktarılmaya çalışıldı. Butarihsel süreç içerisinde Karapapakların Ermenilerle mücadelesi, Türkmençay Antlaşması veXX. yüzyılda yaşanan “Son Karakaç” adıyla anılan göç olayı ve bunlar gibi pek çok hadiseayrı bir araştırma ve belki de birer kitap konusu olduğu için detaylara girilmeden geçildi.Dünya ve Türkiye üzerinde Karapapak nüfusunun yoğun olarak yaşadığı yerlerbelirtildi ve haritalar üzerinde işaretlenerek gösterildi.Karapapakların kökeni elde edilen bilgiler çerçevesinde açıklanmaya çalışıldı veKarapapak ve Terekeme sözcüklerinin etimolojisine dair araştırmacıların söyledikleriaktarıldı. Terekeme ifadesi onların Müslüman olduktan sonra aldıkları bir isim olduğu için, buçalışmada daha eski bir isim alan Karapapak ifadesinin kullanımı tercih edildi. Aslındagünümüzde Terekeme sözü daha yaygındır. Hatta bazı bölgelerde Karapapak ifadesineredeyse kullanımdan kalkmıştır.Karapapakların tarihsel süreç içerisinde benimsedikleri dini inanışları ve bu inanışlarınsiyasi etkileri değerlendirilmeye çalışıldı. Sosyal yapılarına değinilerek genel karakterözellikleri üzerinde duruldu.Karapapakların kültür ve edebiyatı, uzun ve detaylı şeklide açıklanması gereken birkonudur. Onların halk inançları, yüzyıllardır aslı bozulmadan devam ettirdikleri gelenek vegörenekleri, eşine az rastlanır bir incelikte olan sözlü edebiyatları aslında her biri birer tezveya kitap konusu olabilecek konulardır. Nitekim dini yaşantılarının, halk inançlarının,özellikle alanında usta olarak kabul edilen ve günümüzde de yaşayan halk âşıklarının her birihakkında kitaplar yazılmıştır. Bu çalışmada Karapapakların sözlü edebiyat ürünlerine,özellikle de âşıklık geleneğine mensup söz ustalarına değinilerek haklarında kısa bilgilerverildi.Karapapakların kültür ve edebiyatlarında yer alan kaynak zenginliği, ne yazık ki-Borçalı’da yayın hayatını sürdüren ve daha çok Azeri dil özelliklerini gösteren birkaç süreliyayını saymazsak- yazılı bir edebiyatları bulunmadığı için dil alanında yoktur. Ahmet BicanErcilasun Karapapakların dil özelliklerine “Kars İli Ağızları-Ses Bilgisi” kitabında ses bilgisiözellikleri açısından değinmiştir. Karapapakların yoğun olarak yaşadığı Kars, Erzurum, Ağrıgibi illerimize ait ağız araştırmalarında da Karapapakların dil özellikleri yine ses bilgisiaçısından yer almaktadır. Bu çalışmada, yazılmış söz konusu eserlerden yararlanılarak3Karapapak ağzının ses bilgisi özellikleri verildi. Bunun yanında Ahmet Caferoğlu’nun Doğuillerinde yaşayan Karapapak Türklerinden yapmış olduğu derlemelerden faydalanılarak,Karapapak ağzının Türkiye Türkçesinden gramer bakımından belirgin farklılıkları buderlemelerden alınan örneklerle ortaya konulmaya çalışıldı.Karapapak Türklerinin Tarihi:Asya Hun Devleti, Mete (Mo-Tun) Han’ın ölümünden sonra kısa süreli bir üstünlükyaşamış ve ardından da dağılma sürecine girmişti. MÖ. 58’de Hun hükümdarı Ho han-ye,Çin’in üstünlüğünü kabul ederek Çin’e tâbi olmayı teklif etmiş; bu teklife kardeşi Çi-çi’ninkarşı çıkması üzerine Asya Hun siyasi birliği parçalanmıştı. Ülkenin doğusu Çin hakimiyetinegirmiş, Çin Denizi’nden Kaskaslar’a kadar geniş bir alanda büyük bir otorite boşluğumeydana gelmişti. Yerleşik hayatı ve Çin egemenliğini kabul etmeyen özgürlük vebağımsızlılarına düşkün Hun boyları batıya göç etmeye başlamışlardı.Bu göçler esnasında iki yeni boy, ilk önce Hazar Denizi’nin kuzeyinden Kaskasya’ya,ardında da arkalarından gelen güçlü kavimlerin baskılarına dayanamayıp Kür ırmağıboylarına inerler. Göç esnasında bir kısmı Terek nehri vadisinde kalmayı sürdürmüş ise defazla tutunamayıp bir süre sonra onlar da Kür ırmağı civarlarına yerleşmişlerdir (M.S. 150).Borçalı ve Kazaklı olarak anılan bu boylar bugün Karapapak (Terekeme) olarak bilinenTürklerin atalarıdır. Bu boy Kafkasların bilinen en eski boylarındandır.Karapapak Türklerinin göç ettikleri Kür Irmağı BölgesiKarapapaklar, yerleştikleri bölgede komşu oldukları Arşaklılar’la sık sık savaşırlar.Bir süre sonra Arşakların Hıristiyanlığı kabul etmesiyle savaşlar daha da yoğunlaşır.Hıristiyanlığın Karapapaklar arasında da yayılmaya başlamasıyla da yüz elli yıl devam eden4savaşlar son bulur. Bu savaşlar Dede Korkut hikayelerine de konu olmuştur. Örneğin DedeKorkut hikayeleri kahramanlarından Salur Kazan Arşak boyuna mensuptur.Dördüncü yüzyılda dünya Kavimler Göçü ile çalkalanıp, kavimler kitleler halinde yerdeğiştirirken Karapapaklar göç yollu üzerinde olan yaşadıkları bölgeyi, Kür nehri ve Derbentgeçidini, istilalara karşı savunuyorlardı. Yüzyıllarca süren Kavimler Göçü sonucunda dünyaüzerinde hemen hemen yer değiştirmeyen bir kavim kalmamasına rağmen, Karakalpaklarınüstelik yerleşim yerleri göç yolları üzerinde olduğu halde yurtlarını terk etmemeleri bizlereonların karakter yapıları ile ilgili çok önemli ipuçları vermektedir.Batı Hun İmparatorluğu döneminde, imparatorluğun doğu kanadında sınır karakoluvazifesi gördüler. Atilla’nın ölümünden sonra (M.S. 453), Batı Hun İmparatorluğununzayıflayıp yıkılmasıyla Kafkaslarda uzun yıllar sürecek olan bir siyasi otorite boşluğumeydana geldi. Bu boşluk M.S. 552 yılında Köktürk Devletinin kurulmasıyla dolduruldu.Karapapaklar Göktürklerin hakimiyeti esnasında da Köktürk Devletinin batı uç akıncı gücünüoluşturdu.Köktürk Devletinin 681 yılında yıkılmasıyla bölgede Hazarlar hakim güç konumunagelmiş, Kafkaslardan Doğu Avrupa’ya kadar olan bölgede hakimiyet kurmuşlardı. SasaniDevleti, Fethu’l-Fütûh da denilen Nihavent Savaşı neticesinde yıkılınca Müslüman AraplarGüney Azerbaycan’ı ele geçirmiş, Bab-ı Türk dedikleri topraklara girmiş ve neticedeHazarlar Müslüman Araplarla karşı karşıya kalmışlardı. Böylece, Araplarla Hazarlar arasındayüz yıl kadar devam edecek olan savaşlar da başlamış, bu savaşlar sonucunda AraplarKafkasya’nın tamamına yakını ele geçirmişlerdi. Karapapakların yaşadığı Derbent ve Kürbölgeleri de Arapların hakimiyetine girmişti. Bu bölgelerde Arap yönetimleri oluşturulmuş veMekke-Medine civarlarından Müslüman Arap aileler getirilerek bu bölgelere yerleştirilmişti.Bu aileler vasıtasıyla da bölgede İslamiyet hızla yayılmaya başladı. İlerleyen zamanlardaazınlıkta kalan Araplar etnik kimliklerini yitirecekler ve yüzyıllar sonra Kafkaslarda sadeceMüslüman Türklerden söz edilecekti.Hazarlar, bir yandan Araplarla mücadele ederken bir yanda da Peçeneklerinsaldırılarına karşı koymaya çalışıyordu. Tüm bu mücadeleler sonucunda iyice yıprananHazarlar 965 yılında Ruslar tarafından yıkıldılar. Peçenekler de güçlü bir birlik meydanagetiremediler. Bu yüzyıllarda yeniden hareketlenen göç dalgaları Peçenekleri de etkiledi.Kıpçaklar Oğuzları, Oğuzlar da Peçenekleri batıya iterek Peçeneklerin Tuna boylarına kadarilerlemelerine sebep oldular ve bölgede Kıpçak hâkimiyeti kuruldu.Kıpçaklar yüz elli yıldan fazla bir süre bölgeye hâkim oldular. Hâkimiyetlerini engüçlü şekilde 1090-1110 yılları arasında hissettirdiler. Bu süre içerisinde RuslarınKaradeniz’e inmelerine engel oldular. Ruslara karşı gösterdikleri bu başarıyı ne yazık kiMoğol istilası karşısında gösteremediler. Moğol ordularına 1223 yılında yenilerek dağıldılar.Macaristan dolaylarına çekilerek yerleşik hayata geçip bir süre sonra da Hıristiyanlığı kabulederek asimile oldular.Kıpçakların hâkimiyetlerini tüm güçleriyle hissettirdikleri yıllarda Kınık boylarındanteşekkül eden Türk boyları Gaznelileri 1040 yılında Dandanakan’da yenmiş ve tarihin azkaydettiği bir büyüme hızıyla hâkimiyet sahasını genişletmişlerdir. Kurulan Büyük SelçukluDevleti, Tuğrul ve Çağrı Bey zamanında gelişmiş; sonrasında ise tahta Alp Arslan oturmuştur.Alp Arslan, Anadolu’nun başlayan fethini tamamlamak istemiştir. Bu yılarda ise5Karapapaklar Kür boylarındaki yurtlarında bulunuyordu ve II. Gurgen’in başlarındabulunduğu Borçalı boyu arasında Hıristiyanlık giderek yayılıyordu.Anadolu’nun fethinde Dağıstan bölgesini üst olarak kullanmak isteyen Alp Arslan,1064 yılında Azerbaycan’a girdi. Birçok Türkmen boyları da kendisine katıldılar.Gürcistan’ın kuzeyine kadar ilerlediler. Gürcü Prensliği ile savaşlar yaptılar. Bu savaşlarsırasında Müslüman olan Karapapaklar Selçuklulara katılmış, Borçalı boyundan Hıristiyanolanlar ise tarafsız kalmayı seçmişlerdir. Ancak Karapapaklar Selçuklu gücü karşısında boyuneğmek mecburiyetinde kalmışlardır. Alp Arslan, Borçalı boyunun başında bulunan II.Gurgen’in kızıyla evlenmiş, bir süre sonra da Borçalı Karapapaklar toplu halde İslamiyet’ibenimsemişlerdir.1141 yılında yapılan Katvan Savaşı ile gerilemeye başlayan Büyük Selçuklu Devleti1157 yılında Sultan Sencer’in ölümünden sonra tarih sahnesinden çekilerek arkasında birçokirili ufaklı devlet ve atabeylikler bırakmıştı. Karapapaklar 1225 yılına kadar buatabeyliklerden biri olana İldenizoğulları Atabeyliğine bağlı olarak yaşamışlardır. Bu tarihtensonra da Azerbaycan ve Dağıstan’a Harzemşahlar hakim olmuşlardır.Bu yıllarda Cengiz Han komutasındaki Moğol orduları Çin ve Orta Asya’yı hakimiyetaltına almış, Kıpçak bozkırlarını ele geçirmiş ve Harzemşah Devletinin kapılarına dayanmıştı.Karapapaklar, Harzemşahlar’ın yanında Moğol ordularıyla savaştılar. Cengiz Han’ın ölümüsonrasında bölgede Altınordu devleti kuruldu.!391’de Timur’un Altınordu devletine düzenlediği seferler Altınordu devletininsonunu hazırladı ve bölgede irili ufaklı hanlıklar kuruldu. Bu savaşlarda çok iyi birer savaşçıolana Karapapaklar Timur’un ordularına çok büyük kayıplar verdirdiler. Timur, savaşmadanteslim olan kent ve kalelere dokunmaz, onlara bir idareci atar, onları yıllık vergiye bağlayarakonların o bölgede yaşamalarına izin verirdi. Ancak savaş neticesinde bir yeri zapt etmişseorada hiç kimseyi canlı bırakmazdı. Timur kendi ordularına çok fazla kayıp verdirmiş olsalarda Karapapaklar’ı üstün savaş becerilerinden dolayı affetti. Onların kendi bölgelerindeyaşamalarına müsaade etti.Osmanlı Devleti Zamanında Karapapaklar:XV. yüzyılda Osmanlı devleti dünyanın en büyük siyasi gücü haline gelmişti. DoğudaSafeviler Orta Doğu ve Kafkaslar’a güçlerini hissettiriyorlardı. Altın Ordu Devletininyıkılmasıyla kuzeyde büyümeye başlayan Moskova Kınezliği hakimiyet sahasını genişleterekRus Çarlığının temellerini oluşturuyordu.Bu dönemde Karapapaklar kuzeyde Kafkas eteklerinden güneyde Revan, Gence,Karabağ ovalarına kadar geniş bir sahada yaşıyor ve Komşuları olan Gürcistan’a sık sıkyağma akınları düzenliyorlardı. Gürcistan kralı İran şahı ile bu yağmaların önlenmesi içinanlaştı. İran şahı, Karapapakları Horasan’a mecburi göçe tabi tuttu. Ancak bir süre sonraaralarındaki dini yakınlık sebebiyle göçten vazgeçti. Karapapakların Gürcistan ile sorunsuzyaşamaları için çaba sarf etti. Bu göçler sonrasında Horasan’da günümüzde de devam edecekolana Karapapak nüfusu oluştu.XV. yüzyıldan XVIII. yüzyıla kadar Karapapaklar Osmanlı ve İran arasındakiçekişmelerin ortasında kaldı. İki devlet arasındaki bu çekişmeler toprak üstünlüğü vemezhepsel faklılığa dayanıyordu. İran, mensubu olduğu Şii mezhebini bölgede yayarakgücünü artırmak istiyordu. Bu nedenle Karapapaklar da dahil bölge halkı üzerinde baskıuygulamaya başladılar. İran Şahı Tahmasp baskıları giderek artırdı. Şii olmayanlardan6vergiler almaya başladı. Karapapak Hanı Bedrettin’i yakalattı. Yerine Şiiliği benimsemişolana Nazar Han’ı geçirdi. Karapapaklar mezhep farklılığından dolayı iki gruba ayrıldılar.Nazar Han ve taraftarları Şiiliğin sembolü olan kırmızı sarık kullanıyorlardı. Sünniler isesiyah börk kullanmakta ısrar ediyorlardı. Bu dönemden sonra Karapapakların SunilerineKarapapak denmeye devem edilirken Şiilerine ise Kızılbaş denilmeye başlandı.XVIII. yüzyıla kadar bölgede Osmanlı paşalarından sırasıyla; Lala Mustafa Paşa,Osman Paşa, Ferhat Paşa komutasındaki ordular İran orduları karşısında zafer kazandılar.Gürcistan, Luristan, Siravan ve Karabağ Osmanlı topraklarına dahil oldu. Tüm bumücadeleler içerisinde Karapapaklar iki taraf arasında kaldılar. Şii olanlar İran’ı destekler gibigörünerek zaman zaman Osmanlı’nın çıkarları için çalıştılar. Hatta Nazar Han Şiiliğibırakarak Sünniliği benimsediğini söyledi. Bunun üzerine Ferhat Paşa tarafından LoruBeylerbeyliğine paşa olarak atandı. Bu hadiseden sonra Gence ve Karabağ dışındakiler hariçKarapapaklar Sünniliği yeniden benimsemiş oldular. Bunun üzerine Safevi yönetimiKarapapakları mecburi göçe zorladı ve Karapapaklar’ın bir kısmı Rivan, Gence,Şirvan’agöçtüler.1Netice itibari ile bölgede tam bir İran veya Osmanlı hakimiyeti hiçbir zamankurulamamış, XVIII. yüzyılda İran ve Osmanlı zayıflamış, bölge mezhep ayrılıklarının vermişolduğu mücadelelerle iyice yıpranmıştı. Bu, güçlenen Rusların işine yaramıştı.XVIII. yüzyılda Ruslar Kafkaslar üzerinden sıcak denizlere inme politikalarınısahnelemeye başladılar. 1779’da Kabartaylar’a saldırdılar. Onları yenerek topraklarını elegeçirdiler. 1783’te Kırım’ı işgal ettiler. Rusların ilerleyişini durdurmak isteyen Osmanlı,Rusların himayesini kabul eden Gürcü kralının Ruslarla birleşerek Osmanlıya saldırmagirişimlerini engellemek amacıyla Karapapaklar’ı savaşa çağırdı. Kararpapaklar bununüzerine Gürcistan’a saldırarak Tiflis’i kuşatırlar. Ancak Osmanlıdan beklenen ağır silah vetoplar gelmeyince kışın da bastırmasıyla kuşatmayı yarım bırakarak geri döndüler. Ancakdönüş yolları Rus ve Gürcü birlikleri tarafından tutulduğu için yirmi beş bin kişilik ordu çokbüyük kayıplar verdi.Bu tarihlerde Kuzey Kafkasya’da ortaya çıkan Çeçen komutan ve din adamı İmamMansur, Rusların Kafkaslarda ilerlemelerini durdurabilmek için Türk güçlerini birleştirmeyiamaçlar. Kısa sürede on bin kişilik bir ordu toplamayı başarır. Bu, Rusların Kafkaslardailerlemesini yavaşlatsa da durduramaz. 1791’de Anapa savaşını kaybeden İmam MansurRuslara esir düşerek idam edilir.Ruslar 1796’da Derbent, Bakü, Gence’yi; 1819’da Haydak bölgesini; 1820’deAkoşa’yı, Gazi Kumuk’u; 1821’de de Tarko Hanlığını alınca Kuzey Kafkasya’nın tamamıRusların eline geçmiş oldu. İran, bölgedeki hakimiyetini kaybetmemek için RuslarlaTürkmençay anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma ile Reva ve Nahçivan da Rus hakimiyetinegirdi ve Azerbaycan bu antlaşma ile Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünür. Bu durumunyarattığı problemler günümüzde de devam etmektedir. Bu anlaşma neticesinde KarapapaklarTürkiye ve İran’a göç ettiler.Ruslar ele geçirdikleri bölgelerde klasik politikalarını uygulamışlar, egemen olduklarıhalklar arasında sınıf, mezhep, ırk ayrımcılığını körükleyerek onları birbirine düşürmüşlerdir.1 Günümüzde bu bölgede halen Karapapak oymaklarının İspürlü, Paydar, Gölegiven, Uzunlar gibi isimlerinialan köy, dağ ve nehir isimleri vardır.7Kafkasya’nın tamamına sahip olmak isteyen Ruslara karşı Gazi Molla’nınönderliğinde tarihin benzerini az kaydettiği bir savunma mücadelesi başlar. Bir süre sonrabağımsızlık ve özgürlük mücadelesini; hayatını vatanının bağımsızlığına adamış, askeridehasını bütün dünyaya ve düşmanı bulunduğu Rus yüksek makamlarına dahi kabul ettirmişolan Şey Şamil devralır. Şeyh Şamil Karapapak, Azeri, Çeçen, Lezgi gibi Müslümankavimleri bir araya getirerek yirmi beş yıl boyunca Ruslarla gerilla savaşıyla mücadele eder.Yirmi beş yılın sonunda 1859’da elindeki pek az bir kuvvetle Rus Çarına esir düşer. Rus Çarı,harp dâhisi ve bağımsızlık aşığı Şeyh Şamil’i muzaffer bir komutan gibi karşılar.Doğu Kafkasya’nın düşmesinden sonra Ruslar kuvvetlerini Batı Kafkasya’yakaydırdılar ve 1864’te Kafkasya’nın tamamı Rus kontrolüne girer.1877’de İngiltere’nin Osmanlı’dan desteğini çekmesini fırsat bilen Çarlık Rusya’sısıcak denizlere inme politikasını gerçekleştirmek amacıyla Osmanlı Devletine savaş ilan etti.93 Harbi olarak da adlandırılan bu savaşla Ruslar Doğu Beyazıt ve Kars’ı ele geçirerekErzurum sınırlarına kadar dayandılar. Bu savaşlar esnasında Karapapak komutanı BinbaşıMehrali Ali Bey Ruslara çok ağır kayıplar verdirerek bölge halkının gözünde destanlaştı.Osmanlı Devleti ile Ruslar arasında Ayestafanos Antlaşması imzalandıysa da bu anlaşmabatılı devletlerin çıkarlarına ters düştüğü için Berlin Antlaşmasıyla son durum yenidenbelirlendi. Osmanlı savaş tazminatı karşılığında Kars, Ardahan ve Artvin’i Rusya’ya bıraktı.Doksan üç harbi sonrasında Kars, Kuzey Azerbaycan ve Gürcistan gibiKarapapakların yoğun olarak yaşadığı bölgeler Rusların eline geçti. Uzun süre bölgede göç,sindirme, Ruslaştırma politikaları uygulandı. Rus tebaası olmaktansa Anadolu’ya göç etmeyitercih eden Batum, Kars, Ardahan halkı Anadolu içlerine göç ettiler. Göç eden halkın büyükçoğunluğunu Karapapak Türkleri oluşturuyordu. Muhacirlerin çoğu Ağrı, Amasya, Çorum,Sivas, Malatya ve Yozgat gibi yörelere yerleşmişlerdir.2Ruslar; göç sebebiyle boşalan bölgelere Ermeni, Rum, Malakan, Nemis gibi Hıristiyanunsurları yerleştirerek bölgenin etnik yapısını Hıristiyanlar lehinde değiştirmeği amaçedindiler. Ruslar Türklerin savaş kabiliyetlerini azaltmak amacıyla onları askerlikten muaftuttu. Verimsiz toprakları Türk halkına verdi. Türk kelimesinin kullanılmasını yasakladı. Türkkökenli kabile ve boyların ayrı ayrı uluslar olduğunu telkin etti. Eğitim kurumlarını kapattı.Anadolu’dan kitap getirilmesini yasakladı. İsmail Gaspıralı’nın Kırım’da Çıkardığı Tercümangazetesi gizli gizli okunabiliyordu. Ruslar, Şii ve Sünni imam kılığında yetiştirdiği ajanlarlahalkı mezhep ayrılığına kışkırtıyordu.3 Ancak bu çabalar binlerce yıldır zaman zamanbirbirleriyle mücadele etseler de Türklerin arasındaki birliği bozamadı. Günümüzde KafkasTürkleri arasında mezhep ayrımı hemen hemen yok gibidir.2 Karapapaklar Hakkında Bazı Notlar/Selahattin Tozlu, Karadeniz Araştırmaları Der. Say. 9 20063 Rusların imam kılığında gönderdiği imamlar, dönemin önemli âşıklarından Âşık Şenlik’in mısralarında şuşekilde anlatılır.Haşa alimlerden etmesin kederOlupsan aleme rezalet mollaSana alim deyen hataya yeterZamana teccali nedamet mollaHiyanetten galbin fasık pazarıMaymundan oyunbaz simsin sansarıLehçende görünür Moskos nazarıOldun benefserden bedsıfat molla(Karapapak ve Terekemelerin Siyasi ve Kültür Tarihine Giriş, Orhan Yeni Aras, İstanbul, 1994)81917 yılına gelindiğinde Çarlık Rusya’sı Bolşevik İhtilali ile yıkılmış, BolşeviklerOsmanlı Devleti ile Brest Litovsk Antlaşmasını imzalamışlardı. Bu antlaşmaya göre; Kars veyöresi Türlere bırakılmışsa da Osmanlı Devleti Mondos Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak1914’te doğu sınırlarına dönmüştü. Böylece bölge Ermeni ve Kars yöresi halkına kalmıştı.Bölgede hak iddia eden Ermenilerle bölge halkı arasında kanlı mücadeleler baş gösterdi.Ermeniler, Türk halkını sindirip bölgeden göçe zorlamak amacıyla katliamlara başladılar.Kars halkı, Kars İslam Şurası adıyla bir teşkilat kurup bu teşkilatın başına BorçalıKarapapak Türklerinden Kepenekçi Emin Ağa’yı getirdi. Bu teşkilat Kars, Ardahan, Batum,Artvin, Ahıska, Ahırkelek ve Ordubad’ı içine alan Cenubi Garbi Kafkas Cumhuriyeti’nikurdu. Bu cumhuriyetin ömrü uzun sürmedi. İngilizler meclis binasını basıp parlamentoyudağıttılar.Bu yıllarda Anadolu’da Kurtuluş Mücadelesi başlamış, Mustafa Kemal Paşa Erzurumkongresini toplamıştı. Bu kongrede Kars, Ardahan ve Batum Misak-ı Milli sınırları içindekabul edilmişti.Bölgede Ermenilerin yaptığı katliam dayanılmaz boyutlara ulaşınca T.B.M.M., DoğuOrduları Kumandanlığına Kazım Karabekir Paşa’yı atayarak bölgenin Ermenilerdenkurtarılmasına karar verdi.20 eylül günü başlayan taarruzla Ermeniler Gümrü’ye kadar geri çekilmek zorundabırakıldılar. Böylece 3 Aralık 1920’de T.B.M.M. hükümeti ile Ermenistan arasında Gümrüantlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre bugünkü Türk-Ermenistan sınırları belirlenmişoluyordu. 23 Şubat1921’de Ardahan, 6 Mart 1921’de de Artvin diplomasi yoluyla elegeçirildi.1920’li yıllarda Ermeni saldırıları sonucu Kür boylarında can güvenliği kalmayanKarapapaklar Borçalı’dan yola çıkarak göçe başladılar. Göç esnasında Ermeni güçleriyle sıksık savaşmak zorunda kaldılar. Bu göçe “Son Karakaç” adını verdiler. Çetin bir yolculuksonucu Türkiye’ye girmeyi başaran Karapapaklar Kars’ın köy ve kasabalarına yerleştirildiler.Ancak yürekleri her zaman sınır ötesinde bıraktıkları yakınlarıyla birlikte attı.Karapapak ve Terekeme Sözcüklerinin Etimolojisi:Karapapah şeklinde de söylenen Karapapak terimi bu halkın siyah kuzu derisinden börkde diyebileceğimiz bir şapka giymeleri sonucu ortaya çıkmıştır. Bu şapka KarapapakTürklerinde adeta milli bir simge haline gelmiştir. Papak veya kalpak, Azeri Türkçesinde veRusçada şapka anlamına gelmektedir.4Şii Mezhebi’nin İran Şahlığı zamanında Karapapaklar arasında yayılmasıyla ŞiiKarapapaklar Tacı Hayderi denilen on iki dilimli kırmızı sarık kullanıyorlardı. Sünniler isesiyah börk kullanmakta ısrarlı idiler. Bu nedenle Terekemelerin siyah başlık takanlarınaKarapapak denilirken İran yanlısı kızıl börklü Şiilere ise Kızılbaş denmeye başlanmıştır.54 İslam Ansiklopedisi, c.24, sh. 470/ Karapapak, Mirza Bala, MEB yay. İstanbul, 19675 Karapapak ve Terekemelerin Siyasi Kültür Tarihene Giriş, Orhan Yeni Aras, İstanbul, 19949Karapapakların diğer bir adı olan Terekeme adı Arapça, Türkmen kelimesinin çoğuluTerâkime 'den gelmektedir.6Terekeme sözcüğünün kökeni hakkında ise bir diğer görüş şöyledir. Bunlardan enkabul edileni, Türkmen sözcüğünün Arapçadaki çoğulu Terakime’den geldiği görüşüdür. ProfDr. Fahrettin Kırzoğlu, İran ve Azerbaycan’da Şii olanlara Tat, Sünnilere ise Terakkimesözcüğünün değişmesiyle oluşmuş Terekeme adının verildiğini söyler. Bu adın vergidefterlerinde kullanıldığını belirtir.Bazı tarihçiler ise Terek ırmağı çevresinde oturan Türklere Terek sözcüğündenhareketle Terekeme denildiğini söylemişlerdir.7Terekeme sözcüğünün kullanımı Karapapak sözcüğünden daha yaygındır. Hatta bazıbölgelerde Karapapak deyişi tamamen unutulmuştur.Karapapak Türklerinin Yerleşim Alanları:Dünya üzerinde Karapapak Türklerinin Yaygın Olarak Yaşadığı BölgelerKarapapaklar günümüzde yoğun olarak Türkiye’nin Kars, Ardahan, Muş ve Amasyacivarlarında; Kuzey Kafkasya’nın Derbent, Gürcistan’ın Borçalı ve Karaçöp; Azerbaycan’ınKuzey çevresi ile İran’ın Salduz bölgesinde yaşamaktadırlar.86 Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Türk dünyası araştırmaları, 19817 Terekemeler, Zihni Papakçı, Su yay. İstanbul, 20108 Karapapah Türkleri,Yaşar Kalafat,Yeditepe yay. İstanbul,200510Türkiye’de Karapapak nüfusunun yoğun olduğu bölgeler.Türkiye’de en fazla Karapapak yoğunluğu %15 ile Kars ilinde mevcuttur. Kars Merkez, Selimve Kağızman, yoğun olarak da Arpaçay ilçelerinde bulunurlar. Ardahan ilinin Çıldır ilçesindeKarapapak nüfusu oldukça kalabalıktır. Muş’ta da Karapapak nüfusu çok fazladır. MuşMerkez ve Bulanık, Malazgirt ilçelerine yerleşmişlerdir. Ağrı’da Eleşkirt, Tutak, Taşlıçayilçelerinde varlıklarını sürdürürler. Erzurum ilinde merkezde ve Horasan ilçesinde yaşayanKarapapaklar da vardır. Bu illerin haricinde Sivas, Amasya, Adana, Balıkesir, Bursa,Kayseri’de de Karapapaklar yaşamaktadır.Gürcistan’ın Marneulediye adlandırdıkları Borçalıbölgesinde yaklaşık beş yüz binKarapapak yaşamaktadır.Bunlardan Başgeçitte 40-50,Karayası’da 20, Kaspı’da 4,Karaçöpte 9 Karapapak köyüvardır.9Kuzey Kafkasya(Dağıstan) Terekemeleri,Derbent'in kuzey tarafındayaşamaktadırlar. Evliya Çelebibunları Kaytag Türkleri olarak adlandırmıştır. Derbent bölgesindeki Terekemeler, bugüngenel olarak Berekey, Velikent, Cemikent, Padar, Memetkala, Deliçoban, Selik, Karadaglı,Tatlar ve Uluterekeme köylerinde toplanmış bulunmaktadırlar.10Azerbaycan’da Karapapaklar ülkenin kuzeybatısında yani Borçalı bölgesine yakın 22-24köyde yaşamaktadırlar.9 Azerbaycan Notları, Yaşar Kalafat , Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi. Kış 199810 Dağıstan Derbent Bölgesi Terekeme Türklerinin Dini Hayatı, Gülreyhan Novruzova, Erciyes Üni. Sos Bil.Ens. Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, 2005Gürcistan’da Karapapakların yaşadığı Borçalı Bölgesi11İran Türkleri içerisinde önemli bir yere sahip olan bir başka Türk boyu da KarapapakTürkleri'dir. Çoğunlugu Urmiye Gölü'nün alt kısmındaki merkezi şehri Nağadey (Nagade)olan Sulduz bölgesinde bulunan Karapapak Türkleri ata dede yadigarı bütün kültüreldeğerlerini yaşatmaktadırlar.11Karapapak Türklerinin Kökeni:Karapapaklar sık sık Özbekistan’da özerk olarak yaşayan Karakalpaklar ilekarıştırılmaktadır. Karapapaklar, Oğuz Türklerine mensupken Karakalpaklar Kıpçakkarakterli Türklerdir. Karapapak Türklerinin dili Oğuz gurubunda yer alırken Karakalpaklarındili Kıpçak grubunda Nogayca ve Kazakçaya yakındır. 1211 İran Türkleri ve İran Türk Edebiyatı, Ali Kafkasyalı, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Sayı 24, 200412 Yaşar Kalafat, İran Türklüğü, Yeditepe, Şubat 200512Karapapaklarda Kültür ve Edebiyat:Karapapakların yaşadıkları bölgelerin göç yolarlı üzerinde bulunması, Türk boyları vediğer milletler arasında kültür alışverişi ortak bir Kafkas Türklüğü kültürü meydana getirdi.Bu ortak Kafkas Türk kültürü içerisinde Karapapaklar son derece gelişmiş sözlü edebiyatürünleri ortaya koydular.Selçuklular zamanında devletin resmi dilinin Farsça olması, şiir Edebiyat ve bilim diliolarak Farsçanın kullanılması Türk kültür ve edebiyatını olumsuz yönde etkiledi.İlhanlılar ve Altınordu devletleri zamanında ise resmi yazı dilinin Türkçe olması, Türkkültür ve edebiyatının hızla gelişmesini sağladı. Moğollar Farsça ve Arapçayı yasakladılar. Buortamda şiirleri, hikâyeleri, masalları, ninnileri, atasözleri ile Karapapak kültür ve edebiyatıhızla gelişmeye başladı.Karapapakların edebiyatı sözlü gelenekle canlı bir şekilde devam etmektedir.Fevkalade zengin bir halk edebiyatına sahiptirler.Sayacı Sözlü Geleneği:Terekemeler genellikle koyun yetiştiriciliği ile geçimlerini sağlıyorlardı. Bu nedenlekoyun hayatlarında çok önemli bir yere sahipti. Koç katımı ve yün kırkımı mevsimlerindetörenler düzenlenirdi. Bu törenlerde çeşitli şiirler okunarak dualar edilirdi. Sonraları butörenler, Terekemeler arasında sayacı adı verilen bir edebiyatı doğurdu. Sayacılar yün kırkmave koç katımı mevsimlerinde sürü sahibinin yanına gelerek övücü ve bereket dileyici şiirleriniokurlardı. Sayacıların değeri, zamanla halkın nazarında çoban ve koyunların manevikoruyucuları olarak arttı.Selam Meliy say beylerBirbirinden yey beylerSaya geldi gördüñüzSalam verdi aldıñızAnnı tepe koç kuzuSayacıya verdiñizSiz sayadan korxmorsuñuzSafa geldi goñşuñSafa olsun yurduñuzUlumasın gurduñuzBu saya yaxşı sayaHem çeşmeye hem çayaHem ülkere hem ayaHem yoxsula hem bayaBu saya kimñen galdıAdam atadan galdıAdam ata geleñdeGızıl öküz durañda13Gızıl buğa piteñdeDünya bünya olañdaMusa çoban olañdaŞişligiñiz erkeçtir.Goyun var kere gezerGoyun var Küre gezerGider dağları gezerGeler evlere bezerGoyun nerdeñ hasıl olduKimya yaprağınnanBize de getiriñKoyurmasınnan yağınnanYağ vereniñ oğluolsunDoğduğu oğlan olsunYarma vereniñ gızı olsunGızıda gotur olsunGoturuna gurt tüşsünGurttan guş tapılmasın.13Hikâyecilik ve Masal:Terekemelerde hikâyecilik ve masal geleneği de çok gelişmiştir. İçlerinde düzgün veolgun bir ifade ile saatlerce hatta günlerce masal ve hikâye söyleyenler vardır. Terekemelermasala “nağıl” derler.Padişah ve halk ilişkisini anlatan masallar konularını daha çok Sasani HükümdarıNuşirevan, Abbasi Halifesi Harun Reşit, İranlı Şah Abbas, Karakoyunlu hükümdarı CihanŞah’tan alırlar. Bu masallarda çizilen ideal insan tipi ile adalet ve ahlaki değerler ön planaçıkartılır.14Kahramanlık hikâyeleri de savaşçı, cesur kimlikleri ile tanınan Karapapaklar arasındaçok fazladır. Anadolu’da da sık sık rastladığımız Zaloğlu Rüstem, Köröğlü, Hz. Ali, BattalGazi gibi hikâyeler ana kurgu benzer kalmak kaydıyla yer ve yöresel kültür motiflerideğiştirilerek anlatılır. Bunların yanı sıra Terekeme halk kahramanlarından Mehrali Bey,Kaçak Nebi, Terekeme Hacı ve Kardeşlerin hikayeleri dilden dile anlatılmaktadır. BunlardanMehrali Bey’in destansı hikâyesi “Yemen'den Dönemeyen Bir Karapapak: 40. HamidiyeSüvari Alayı Komutanı” adıyla Cengiz Çakaloğlu tarafından kitaplaştırılmıştır.Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Latif Şah ile Telli Mihriban, Âşık Garip ile Senem,Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre gibi aşk hikayeleri de Terekemeler arasında dilden dileanlatıla gelmiştir.13 Tepel: Alnı beyaz lekeli Avan: Düşman, kurt Şişliyıñn: Kebaplık etiniz Küre: Kulaksız koyun Kere:Yün Bezer: Süsler Goyurma: Kavurma Gotur: Uyuz Tapılmasın: Bulunmasın Birbirinnen: Birbirinde Erkeç:Koyun sürüsünde önde giden koyun14 Karapapak ve Terekemelerin Siyasi ve Kültür Tarihine Giriş, Orhan Yeniaras, İstanbul, 199414Güldürü-MizahGüldürü tarzındaki anlatımlarda kahraman Kéçel adındaki akıllı ve kurnaz bir keldir.Bu tipleme bizdeki Keloğlan tiplemesidir.15 Olaylar kimi zaman bir saray da kimi zamanherhangi bir mahallede geçer. Bu hikayeler gülerken düşündürmeyi amaç edinirler.Garevelli ise Terekemlerde bir başka güldürü türüdür. Bu türden hareketleTerekemeler arasında “Bana gara veli okuma” deyimi yerleşmiştir. Terekemeler bu deyimigereksiz ve saçma gördükleri bir işi yapmaya çalışanlar için kullanırlar. Garevelli kelimesisaçmalamak ve komikleşmek anlamını taşıyan bir kelimedir ve saçma garavelliler ile komikgarevelliler diye ikiye ayrılırlar. Komik garavellilerin kahramanları Kéçel ve Lotu’dur. Kéçelkarakteri yukarıda da belirttiğimiz gibi zeki ve kurnaz bir tiptir, Lotu ise üzülmeyen,kızmayan, iğneleyici söz ve eleştirilere aldırmayan arsız bir tiptir. Saçma garavellilerin isetekerlemelere benzerler. Bunlardaki asıl amaç en saçmayı bulup söylemektir.16Bacadan baktım hidri gözBiri keher biri bozMindim bazun boynunaSürdüm uruf yolunaUruf yolu derbederİçinde meymin gezerMeymini ürküttülerGulağını gırpıttılarDağda gezen xocalarVurdu golumu gırdıGolum gazan yaynadıAşvaz yanımda oynadıAşvazı yere vurdumYer mana yemlik verdiYemliyi Tat’a verdimTat mana yemlik vereliDarıyı kuşa verdimKuş mana ganat verdiGanattandım açmayaMennen küçük gardaşdurHakkın kelamını oxuyur.17Özüm elimi civime soktum baktım ki delik, ordan bir oyuc hava çıkarıp satançıyaverdim. O da mâ bir yumurtta verdi. Yumurttuyu gırdım, içinden bir fil çıktı. Etten ütten Keçelve men file minif uçtuk. Kırk gün sonra fil bir çiçek dalına kondu. Birden bir arı gelip filiyuttu. Arının garnındaki denizde günlece yüzdükten sonra karaya çıktık. Karada kara bir kitafbulduk. Açtık baktık ki hamisi yalan.15 Masalların Sembolik Dili Bağlamında Keloğlan Tipi Üzerine Bir Değerlendirme, Prof. Dr. Esma Şimşek16 Karapapak ve Terekemelerin Siyasi ve Kültür Tarihine Giriş, Orhan Yeniaras, İstanbul, 199417 Uruf: Ruh Gırpıtmak: Kesmek Xoca: İpek Yolundaki tüccarlar Asvar: Aşçı Tat: Yerleşik yaşama geçmişyerli Türk15Bilmeceler:Tapmacalar (bilmeceler) Terekeme sözlü edebiyatının en eski örneklerini yansıtır.Sembol, mecaz ve benzetmelerle kurulmuş olan tapmacalar kıvrak bir zekanın ürünüdürler.Hacılar haca géderCeht ėder ġece gederBir yumurtanın içindeGır elli cüce geder(Nar)Ne yėrdedi ne ġöydediGendildedi gendilde(Baca)Ayım ayım ayamatİçi dolu g’yamatYaş vėrdim guru çıMehemmed’e salavat(Fırın, ekmek)Abdas almaz namaz kılmazCamahetden geri galmaz(Gölge)Daşdandı kömrdendiKėçen gün ömürdendiLâle bir yemiş yėdiAğacı demirdendi(Kebap)Dağdan gelir AraplarEyağında çoraplar(Arı)18AtasözleriAtasözleri bir milletin geçmiş derinliğini ve engin tecrübesini yansıtır. Terekemelerdede zengin bir atasözü varlığı mevcuttur.Pehlivan güleşte belli olar .Vuran oğul atıya bakmaz.Lotuynan gezen Lotu olar.At ölür tayı kalır, namerdin neyi kalır .Derdini vaktinde ağla .Ağlamayan uşağa papa vermezler.Kalkan öküz yatan öküzün başına pisler.El elinden gül derme, öz elinnen diken yon ..Sevildiğin yere çok gitme .Kız bibiye, oğlan dayıya benzer..Herkes kendi evinin kıblesini bilir.18 Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Ahmet Caferoğlu, T.D.K, Ankara, 199516Ersiz arvat yularsız ata benzer.Yumurtana göre gıgılla.Yapı taşı yerde kalmaz .İtinen çuyala girilmez .Desinler ki haçonun hançeri var .Gönlü balık isteyen soğuk suda ıslanır.Kafiyeli şekilde söylenmiş atasözleri de vardır.Bu dünyada üç şey başa baladıYaman oğul, yaman avrat, yaman at,İsteyirsen gurtarasan elindenBirini boşla, birini boşa, birini sat.Adam var ki adamlardan nakşıdır.Adam var ki hayvan ondan yağşıdır.Adam var ağzından yağ bol damlur.Adam var gonuşdurmasan yağşıdır.Daş daşıHıbar daşı daş daşıÇirkininen piloy yemeGözelinen daş daşıKarapapak Âşık Edebiyatı:Âşıklık; halkın gönül duygularını, saz şairlerinin ezgileri ile halkın belleğinenakşederek nesilden nesle aktaran bir gelenektir. Âşık, Türk halk edebiyatında, aşağı yukarı16. yüzyılın başlarından bu yana beliren bir sanatçı tipidir. İrticalen sözünü söyler, sazınıçalar. Kendi nazarında halkın derin duyuş ve sezişlerini son derece sanatsal bir üslupla dilegetirir. Ayrılık, ölüm, aşk, tabiat, milli his ve heyecanlar âşıkların sözlerinde en güzelifadelerini bulur.Karapapak sözlü edebiyatı içerisinde Âşık tarzı edebiyatın ayrı bir yeri vardır. Âşıklıkgeleneği tüm canlılığı ile yaşatılmaktadır. Usta çırak ilişkisi ile âşıklık geleneğini sürdürüp bualanda çok büyük başarılar kaydetmişlerdir. Örneğin Âşık Şenlik Türkiye’de bilinen yediâşıklık kolundan biri olan “Şenlik Kolu” diye anılan âşıklık geleneğini başlatmış, kendisindensonra gelen onlarca âşık bu koldan devam etmiştir.Âşık Kurbâni: 16. yüzyılda Azerbaycan’ın Diri köyünde yaşadı. Azerbaycan âşıklıkgeleneğinin ilk önemli temsilci olarak kabul edildi. Ünü Anadolu içlerine kadar yayıldı.Kendisinden sonra gelen âşıkların pek çoğu onu kendisine bir usta olarak gördü. Eserleri halkarasında sözlü olarak yayılarak günümüze kadar geldi.Seher bülbülleri ne figan eylerDüşerse güzarı çemenden ayrıSeher seher goncasından ayrılanŞakayıklar gülmez semenden ayrı17Yanında dayanan yoldaşların varSinini saklayan sırdaşların varSenin elin günün kardaşların varBenim kimsem yoktur yar senden ayrıDedim peri ne elersin mehpareBenim hasret gözüm hiç uymaz nereBir katre yaş döktün bir de dubaraAkikten yakuttan yemenden ayrıKurbani der meğer ahir zamandırSevgi sevgisinden ayrı yamandırBağrım delik delik sinem peykandırBenim üzüm gülmez vatandan ayrıHasta Kasım: 1702 Erzurum’da doğan Hasta Kasım 1778 yılları arasında yaşamıştır. Mezarıburadadır. Hayatı hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır.Ezelden okudum zikr-i hudamı,Dilimde ezberdir hakkın kelamı,Mübarek destinde billurdan camı,Bir kedehde iki cüre ab mene.Başım belalıdır, gözü yaşlıyam,Kulak assaz men derdimi başlıyam,Atam İbrahimdir, Tikmedaşlıyam,Orda salınıbdır rehtihab mene.“Heste Kasım” deyir destrest oldum,Şah elinden bade içib mest oldum,Bir neçe gün Şeyh Sefide best oldum,Onda beyan oldu dörd kitab meneÂşık Tüccari: 1720-1805? Yılları arasında yaşadı. Yaşamı üzerine fazla bilgi yoktur.Döneminde baş âşık sayılmıştır.Hicren orağında gam köşesindeGeldi dert benimle imtihan olduYığıldılar hicran seyircileriAçıldı bir dükkan, bir divan oldu.Âşık Şenlik: Asıl adı Hasan olup 1850'de Çıldır'ın Suhara (Yakınsu) köyünde doğmuştur.Âşık Şenlik Terekeme (Karapapak) boyundandır. Şenlik Kolu olarak da bilinen âşıklıkgeleneğinin kurucusudur.Ėy felek sen bir adamı yára möhec ėylemeBülbülü ġülden ayrıf ara möhtec ėylemeYüz yirmi dört pėygamber Mustafa’nın üzü hörmeti üçün yâ AllahSen bir adamı esde düşürüf terè möhteç eyleme18Biz ġün olur bu fani dünyeden süreler köçüm menimDenġ olur turáb içine tökülür saçım menimSen de bir edil pâdişahlar pâdişahısan aff ele suçum menimÖldürsen özüŋ öldür zalım gula möhtec eylemeDėyer Şenniğim haggın divanında üzüm gáradıEyip pėygamber kimi var cesetim başdan başa yáradıGùla gizdin sirim yá udam sene ėşġerèdiDerde dermen vėren sensen toorlàr möhtec ėyleme19Çıldırlı Âşık Sedayi Baba: Prof. Dr. Fahrettin Kırzoğlu’nun notlarına göre Çıldır’da 1823-1888 tarihlerinde Âşık Şenlik ile aynı dönemde yaşamıştır.Dağılıp fikri hayalım uğraşır nereyinenTabibsiz dert çekerem velhemsiz yarayınanArzulayıp pirim diye gitsem öz mekanımaMenzilim bin yıllık yoldur tükenmez bir ayınanDeli gönül abdal olmuş dünyayı bir bağ bilirHesap etsen secerini bu tahbe butah bilirKef ile nurnan yarattı Arş-ı azim bilirYeddi iklim çar köşeyi dolandım sır ayınanKağızmanlı Hıfzı:1893-1918 yılları arasında yaşamıştır. Asıl adı Recep olan KağızmanlıHıfzı, Mevlevi'dir. Kağızman'da bir Ermeni soykırımında şehir olmuştur. 15 yaşlarında şiirsöylemeye başlayan Hıfzı'nın dizelerinde duygusal öğeler ağır basar. Genç yaşta ölenamcakızı Ziyade için söylediği ağıt ünlüdür. Koşma, semai, destan türünde yazdığı otuz deyişiKağızmanlı Recep Hıfzı adlı kitapta toplanmıştır.Sefil baykuş ne gezersin bu yerde?Yok mudur vatanın, illerin hani?Küsmüş müsün selâmımı almadın,Şeydâ bülbül şirin dillerin hani?Ecel tuzağını açamaz mısın?Açıp da içinden kaçamaz mısın?Azad eyleseler uçamaz mısın?Kırık mı kanadın, kolların hani?Her gelip geçtikçe selâm vereyim,Nişangâh taşına yüzüm süreyim.Kaldır nikabını yüzün göreyim,Ne çok sararmışsın halların hani?Sen de Hıfzı gibi tezden uyandın,Uyandın da taş yastığa dayandın.Aslı Hanım gibi kavruldun yandın,Yeller mi savurdu küllerin hani?19 Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Ahmet Caferoğlu, T.D.K, Ankara, 199519Âşık Şeref Taşlıova: 10 Nisan 1938’de Kars’a bağlı Çıldır ilçesinin Gülyüzü köyündedünyaya geldi. Ülkemizin yaşayan sayılı âşıklarından biridir. Şeref Taşlıova, âşıklık geleneğitemsilcisi olarak "UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi" seçildi. Hakkında yurt içinde ve yurtdışında yazılmış pek çok kaynak bulunmaktadır.Ağzımıza lezzet veren,Bal gibidir benim Türkçem.Nakış nakış, ören ören,Gül gibidir benim Türkçem.Köyde ninemin işinde,Yaktığı ocak taşında,Gelinlik kızın başında,Tül gibidir benim Türkçem.Yeri var gözüm üstünde,Söylenir sözüm üstünde,Şeref der, sazım üstünde,Tel gibidir benim Türkçem.Murat Çobanoğlu:1940'ta Kars'ın Arpaçay ilçesinin Koçköyü beldesinde dünyaya geldi.Çobanoğlu, âşık şiiri, saz şairliği geleneğinin önemli bir ismi olduğu gibi halk hikâyeciliğigeleneğinin de en güçlü temsilcilerinden birisidir. O, hem usta malı eserleri yaşatarak veyayarak hem de yeni eserler üreterek bu geleneği sürdürmüştür.Çobanoğlu'na ilişkin Ali Kafkasyalı'nın hazırladığı Âşık Murat Çobanoğlu, Hayatı-Sanatı-Eserleri adlı bir kitap bulunmaktadır. 26 Mart 2005 tarihinde Ankara'da vefat etti.Kars’ta her sene 6-7-8 Mayıs tarihlerinde anısına Murat Çobanoğlu Âşıklar Bayramıdüzenlemektedir.Sevdiğim yar bana göndermiş nameRüzgar dokunmamış dal ister bendenBir lezzet olmasın onun tadındaHiç arı görmemiş bal ister bendenÇobanoğlu'yum ben iz bulabilmemKışın çok ararım yaz bulabilmemİnsanlarda doğru söz bulabilmemYalan söylemeyen dil ister bendenTerekeme âşıklık geleneğini ve âşıklarını anlatmak için neredeyse her bir âşık için birkitap yazmaya ihtiyaç vardır. Kısa da olsa tanıtmaya çalıştığım âşıklar haricinde Terekemekökenli pek çok âşık vardır. Âşık Sabri Şimşekoğlu, Âşık Veli Celâni, Âşık Maksut Koca,Âşık Yener Yılmazoğlu, Âşık İlkin Borçalı, Âşık Bayram Denizoğlu, Âşık Mürsel Sinanoğlu,Âşık Zikri Topal, Âşık Tuncay Şafak, Âşık Korkmaz İnan, Âşık Harun Kaya bunlardansadece birkaçıdır.20Dini Hayat:Karapapaklar bütün Türkler gibi ilk başta Gök Tanrı inancına mensuptular. M.S. III.yüzyılda Karapapakların komşuları olan Arşaklar arasında Hıristiyanlık yayılmaya başlayıncaKarapapaklardan Hıristiyanlığı seçenler oldu. Bunlar Hıristiyan inancının yanında Gök Tanrıinancının motiflerini de beraberlerinde yaşattılar.642 yılına kadar Karapapaklar Gök Tanrı inancı ve Hıristiyanlığı devam ettirdiler. Buyılda Araplar Sasanilerle yaptıkları Nihavent Savaşı ile Azerbaycan’a girdiler. Bu tarihtenitibaren de bölgenin Müslümanlaşma süreci başlamış oldu. Hz. Osman döneminde Mekke veMedine’den hicret eden sahabelerin bu topraklara yerleşmeleri bölgenin Müslümanlaşmasınıhızlandırdı. Bölge, Türklerin arasında İslamiyet’in yayılmasında merkez görevi üstlendi.Ahmet Yesevi bu topraklarda neşet ederek İslamiyet’in hızla yayılmasına katkı sağladı. Onunöğretileri Anadolu ve Balkanlara kadar taşındı. Bu bölgelerde kendinden sonra gelenmutasavvıflar hep onun gittiler.Hıristiyanlığın insana kendini dünyadan soyutlamasını öğütleyen inancı Türklerinsavaşçı kişiliklerine uymuyordu. Kuran’da ise imansızlar birer kafir olarak görülüyor veonlarla cihat edin emri bulunuyordu. Bu da tarih sahnesinde hep yayılmacı bir politika izleyenTürklerin karakteriyle örtüşüyordu. İslamiyet’in Türkler arasında hızla benimsenmesinin enönemli sebeplerinden biri bu yayılmacı anlayıştır.Terekemeler arasında Ali Muhammed bin Nur’ül Halveti tarafından Halveti tarikatıkuruldu. Bu tarikat çeşitli kollara ayrılarak günümüze kadar geldi.XV: yüzyılda bölgeye İranlılar hakim olmaya başladılar. Osmanlıya karşı bir güçoluşturabilmek amacıyla Karapapaklar arasında Şii Mezhebi’ni yaymaya çalıştılar.Karapapakların bir kısmı Şii mezhebini seçerken büyük çoğunluğu Sünni olarak kaldı.Tarihsel gelişime sürecinde halkın dini duygularının güçlü olması nedeniyle çoksayıda medrese ve cami yapılmıştır. Ancak Sovyet hâkimiyeti döneminde bu eğitim kurumlarıdevreden çıkarılmıştır. Bu süreçte dini hayat gerekli kurumsal ve resmi desteği alamadığı için,çok sınırlı ve yetersiz bilgi imkânları içinde sürmüştür. Sovyet döneminde bütün dini eserlerve Kuran-ı Kerim’ler yok edilmiş, bütün din adamları Sibirya ve Orta Asya’ya sürgünegönderilmiştir. Din adamlarının hataları büyütülerek dine mal edilmiş ve halk dindensoğutulmaya çalışılmıştır ve özellikle de maddi konulardaki zaafları onları gülünç durumadüşürecek şekilde abartılı olarak sinema, tiyatro gibi, kültür faaliyetlerinde dile getirilmiştir.Bu şekilde bir taraftan dinden soğutulan, diğer taraftan da eğitimin her kademesinde ateizmdersini okumak zorunda kalan insanlar dinden uzaklaşmışlardır.20Sovyetlerin yıkılması ile gelen özgürlük ortamında dini bilgi ihtiyaçlarının giderilmesigayreti artmış, özellikle gençler arasında dini merak ve yaşayış artmıştır.20 Dağıstan Derbent Bölgesi Terekeme Türklerinin Dini Hayatı, Gülreyhan Novruzova, Erciyes Üni. Sos Bil.Ens. Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, 200521Sosyal Yapı:Karapapaklar gözü pek, cesur, savaşçı, Kafkasların sert koşullarına dayanabilen birmillettir. İçlerinden Mehrali Bey gibi bir kahraman çıkarmış, Şeyh Şamil’le silah ve davaarkadaşlığı yapmışlardır. Erkeleri kadar kadınları da yiğittirler. O kadar ki; tarih, bazısavaşlara Karapapakların eşleriyle katıldığını kaydeder.Terekemelerde soysal yapıda boy ilişkileri geçerliydi. Aileler uruğları, uruğlardaboyları meydana getirirdi. Bu yapı arasındaki ilişki çok kuvvetliydi. Herhangi bir olaykarşısında boy içerisinde birliğin sağlanmasında güçlük çekilmezdi. Mücadele edileceksetoplu halde mücadeleye girişilirdi.Karapapak Türkleri boylardan meydana geldiği halde hiçbir zaman feodal bir yapıegemen olmamıştır. Boylar kararlarını aile veya uruğ temsilcileriyle alırlardı.Terekemeler geleneklerine son derece bağlı idiler. Bir olay karşısında geleneklerinegöre nasıl davranmalarını bilir öyle davranırlardı. Cinayetlerde kısasa kısas uygulanır,öldürülen kişinin öcü alınmadıkça ruhunun dünyadan gitmeyeceğine inanılırdı. Bu nedenlebitip tükenmek bilmeyen kan davaları uzar giderdi.Dürüst ve mert insanlardır. Sosyal ilişkileri güçlü bir toplumdur. Onların karakteriniyansıtan “Düz ol, Allah düziylendir.”(Sen dürüst ol, Allah dürüstün yanındadır.) sözü çokyaygındır. Karapapak bayatıları onların ruh hallerini anlatmaya yeterlidir.21Karapapah elimdiTürki ana dilimdiAğadeyin galasıMenim çenli belimdir.Bir Karapapak’ın en değerli eşyası silahıdır. Giysileri ve silahı görene heybet verecekkadar süslü ve alımlıdır.Konukseverlilikleri ile ünlüdürler. Evin her zaman en güzel odası konuk içinayrılmıştır. Konuklarına ayrı bir değer verirler. Konuklar Terekemeler için bir övünçkaynağıdır.Karapapak Türklerinin Dili:Karapapak Türklerinin dili Oğuz Türkçesinin doğu grubuna girer. Bu grubu oluşturanAzerbaycan Türkçesinin bir ağzı niteliğindedir.22Terekemelerin yaygın bir yazılı edebiyatı olmadığından haklarında pek fazla dilaraştırması bulunmamaktadır. Aslında, dil özelliklerinin büyük bölümü yaşadıkları bölgelerinşiveleri içinde eridiği için haklarında dil özelliklerini tamamıyla yansıtan bir çalışma yapmakda çok zordur. Kars, Erzurum, Ağrı ağızlarını anlatan eserlerde Terekemelerin dilözelliklerine yer verilmiştir. Yapılan çalışmalar daha çok sesbilgisi özellikleri üzerineyoğunlaşmaktadır. Ahmet Bican Ercilasun da “Kars İli Ağızları” adlı eserinde TerekemeTürkçesinin ses özelliklerine değinmiştir.21 Karapapak Türklerinde Halk İnançları, Haydar Çetinkaya, Karadeniz Araştırmaları II22 Terekemeler, Zihni Papakçı, Su yayınları, İstanbul, 201022Ses Bilgisi:* Kalınlık-incelik uyumu, Karapapak Türkçesinin bir özelliği olan son ses i’leşmesisebebiyle kalın ünlü bulunduran kelimelerde görülmez. Görülen geçmiş zaman, şimdikizaman, geniş zaman ve belirtme hali eklerinin de kelime sonunda veya ortasında incebiçimlerinin kullanılması bu uyumu bozar.23çocukları>çocuhlari, dağıttı>dağıtti, kızını>gızıni, dolandı>dolandi, oldu>oldi,aşağı>aşaği, vuruyorum>vurirem, ölüryorum>ölirem, salardık>salérdik restlar>rastlir* Yabancı dillerden alınan bazı kelimeler ise karşımıza kalınlık-incelik uyumunauygun şekliyle çıkar.selam>salam, mübarek>müberek, şehzâde>şahzâde* Düzlük-yuvarlaklık uyumu Karapapak Türkçesinde kalınlık-incelik uyumu gibi tambir kurala bağlı değildir. Bazı kelimeler, son ses i’leşmesi veya yuvarlaklaşma sebebiyle bukurala uymaz.Sevdim>sevdüm, doğru>doğri, vurdu>vurdi, doldurur>doldurir, götür>götir,çevir>çevür, çocuğu>çocuği* Farsça veya Arapça kökenli kelimelerdeki uzun ünlüler kısalmıştır.ifa:de sözcüğü ifade şeklinde uzun ünlü kısaltılarak söylenir. İşa:ret - işaret, ada:let –adalet, ça:re – çare* Yabancı kelimelerde “a” sesi incelerek “e” sesine dönüşür.Ma:rifet>mērfet, aza:met>ezimet, mezar>mezer, dane>dene, mahalle>mehelle,acep>ecep vb.* Türkiye Türkçesinde varlığı uzun zaman tartışma konusu olmuş olan kapalı e (ė) sesiTerekeme ağzında kullanımı çok sık bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.24İhtiyar > ėhtiyar, iyilik > ėylik, hiçbir şey > hėşbişe, böyle > bėle git > gėt, tez >tėz, hayran > hėyran, geç > gėş* Düşme temayülünde olan y, l, h, ğ, r sesleri düşürülerek önlerindeki ünlü uzatılır.dağ > da:, bir > bi:, böyle > be:le, aşağıda > aşa:da, vallahi > valla:* Düz ünlüler yuvarlaklaşma temayülündedir.sabır>sabur, Sivas>Suvaz, derviş>devrüş23 Erzincan (Merkez) Ağzının Ses Bilgisi ve Söz Varlığı, Mehmet Cihat Üstün, Kaskas Üni. Sos. Bil. Ens.Basılmamış Yüksek Lisans Tezi24 Ağrı İli Ağızları, Süleyman Efendioğlu,23* Sert ünsüzlerden sonra gelen “d” sesi değişmez.sabahtan > savahdan, danıştım>danışdım, dağıttılar>dağıtdılar, girftar>girifdâr* Karapapak ağzında çoğu kelimede genellikle ilk hece ünlüsü geniş-yuvarlak olarakkullanılır.güzel>gözel, usandı>osandı, hükümdar>hökümdar, için>üçün, yürü>yörü* ve ġ sesi Karapapak Türkçesinde sıkça kullanılır.vaktinde>vatunda, yaklaş>yalaş, çık>çı, yok>yokız>ġız, gece>ġeje, gel>ġel, gir>ġir* Ünsüz ikileşmeleri görülür.onlar>onnar, bunlar>bunnar, yedi>yeddi, kâşık>gaşşıh, azık>azzıh* Karappapak Türkçesinde bir hecede iki ünsüz yan yana söylenmez. Bu durumlardases uyumuna göre araya bir ünlü alınır.Türk>türük, kalktı>kalı* Karapapak Türkçesinin en belirgin özelliklerinden bir tanesi de b>v değişmesidir.Kelime ortasındaki “b” sesleri “v” sesine dönüşür.kurban>kurvan, sabah>savah, berber>berver, nöbet>növet, baba>bava* “b-m” değişimi de Karapapak Türkçesinde belirgin bir özellik olarak görülür.ben>men, atlarına bindiler>atlarına mindiler* “c-j” benzeşmesi de sıkça görülen ses olaylarındandır.çıkacaksan>çıhajaksan, aç>aj, gece>geje, gideceğiz>gédejik, bavı>bajı* “ç-ş” benzeşmesi bazı kelimelerde ortaya çıkar.kılıç>ġılış, kaçtı>gaştı,* “k-g” ses benzeşmesi kelime başlarında çok fazla görülür.kırk>gırg, kayık>gayık, kuş>guş, kavga>gavga, kuyu>guyu, koy->goy-,kardeş>gardaş* nl>nn benzeşmesine sıkça rastlanır.25bunları>bunarı, onlar>annar, konuşanlara>gonuşannara, onları>onarı25 Erzincan (Merkez) Ağzının Ses Bilgisi ve Söz Varlığı, Mehmet Cihat Üstün, Kaskas Üni. Sos. Bil. Ens.Basılmamış Yüksek Lisans Tezi24* “k” sesi sızıcılaşarak birçok kelimede “h” sesine dönüşür.26baktı>bahtı, korkmuyor>korhmur, akşam>ahşam, kalktı>galhtı, kayık>gayıh,oku>ohu-* Ünlü ile başlayan bir sözcüğün başına bazen “h” sesi getirilir.Oluk>holuk, ümmet>hümmet, ürü->hürü-* Kelime başında düşme temayülünde olan “y” sesleri genellikle düşer.yıldız>ildız, yiğit>iğit, yürek>ürek, yüzük>üzük, yüzüm>üzüm* Metamez (göçüşme) Karapapak Türkçesinde nadir de olsa karşımıza çıkarmaktadır.avrat>avrat, rüya>ürya, derviş>devrüşŞahıs zamirleri: Azeri sahasının bir özelliği olarak sadece I.tekil şahıs zamiri TürkiyeTürkçesinden farklılık gösterir.men, sen, o, biz, siz, onlarI. ve II. Tekil şahısların yönelme hali eki almış şekilleri sadece ince ünlüleler söylenir.bene, sene* Dönüşlülük zamiri “kendi” “öz” şeklinde de kullanılmaktadır.Burada arvat öz tacını goyur erinin başına özü de itir gedir.Şahıs ekleri:Zamir menşeli I. tekil şahıs ekleri “–ım, -im, -um, -üm” Karapapak Türkçesinde bazen“-am, -em” şeklini alır.okuyorum>ohuram, biliyorum>bilmirem, oturacağım>oturajağam, gideyim>gidem,gelmişim>gelmişem, alamam>alabilmeremZamir meşeli II. Tekil şahış eki “–sın, -sin, -sun, -sün” bazen “–san, -sen” şeklindekullanılır.konuşmuşsun>konuşmuşsan, gezersin>gezersen, getireceksin>getirecesen,olmuşsun>olmuşsan, vurmayacaksın>vurmıyajasan, gideceksin>ġedejeksen,gelirsin>gelersen, durmuşsun>durmuşsan26 Muş Merkez Ağzı (İnceleme-Metin-Sözlük), Şeyda Özmen, Fırat Üni. Sos. Bil. Ens. Basılmamış YüksekLisans Tezi25I. çoğul şahıs eki “-Iz, -nIz” şeklinin yanı sıra “–Ik” şeklinde de kullanılır.adamıyız>adamıyık, düşünürüz>düşünürük, yaparız>yaparık, gidiyoruz>gidirikbilmiyoruz>bilmerik, gittik>gettik, yolcuyuz> yolcuyuk, Türk’üz>Türk’ük,vermişsiz>vermişik,Hal ekleri: Türkiye Türkçesinden farklı olarak sadece ayrılma hali eki “nèn”biçiminde söylenir.Tarafından>terefinnèn, dükkandan>tükennèn, yer yüzünden>yer yüzünnèn,eşinden>eşinnèn, atlastan halı>atlasnan halıZaman ve kip ekleri:* Şimdiki zaman olumlu ve olumsuz çekimi Azeri sahasının bir özelliği olan –(y)Ir, -(y)Ur ekiyle yapılır.27geléremgelérsengelérgelérikgelérsizgelérler* Duyulan geçmiş zamanın “dır” ekiyle yapılmış birleşik çekiminde “-mIş” eki “-ıf”şeklinde kullanılır.eylemiştir>ėyleyifdi, çıkmıştır>çııftı, bitirmiştir>bitirifti, kalmıştır>galıfdıNadir de olsa bu kullanım duyulan geçmiş zamanın düz çekiminde de görülür.Telli Mehriban, ėle bir derde ġiriftar oluftur ku hėş üzünde renk galmayıf.* Soru edatı “mi” genellikle şahıs eklerinden sonra kullanılır.gidiyor muyum>gèdèrem mibiniyor musun>minersen mi* “ile” bağlaç ve edatı Karapapak Türkçesinde “nen,nan” şeklindedir.parmağıyla>barmağınan, seninle>seninen, onunla>onunan, eliyle>elinenayağıyla>ayağınnan* Yeterlilik birleşik fiilinin olumsuzunda “bilmek” yardımcı fiili düşürülmez.vuramadılar>vurabilmediler, bulamadılar>tapabilmediler, kıyamadı>gıyabilmedi27 Çağdaş Türk Yazı Dilleri-I., Prof. Ahmet Duran-Doç. Ercan Aklaya, Anadolu Üniversitesi Yay., Eskişehir,2011bilmirembilmirsenbilmirbilmirikbilmirsizbilmirler26KAYNAKÇAKarapapak ve Terekemelerin Siyasi Kültür Tarihine Giriş, Orhan Yeni Aras, İstanbul, 1994Terekemeler, Zihni Papakçı, Su yay. İstanbul, 2010Karapapaklar Hakkında Bazı Notlar, Selahattin Tozlu, Karadeniz Araştırmaları Der. Say. 92006, s. 90-110Karapapak Türklerinde Halk İnançları, Haydar Çetinkaya, Karadeniz Araştırmaları Der. Sayı2, 2004, s. 49-72Karapapah Türkleri, Yaşar Kalafat, Yeditepe yay. İstanbul, 2005Azerbaycan Notları, Yaşar Kalafat, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi. Kış 1998İran Türklüğü, Yaşar Kalafat, Yeditepe Yay., Şubat 2005Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Ahmet Caferoğlu, T.D.K, Ankara, 1995Türk Kavimleri, Ahmet Caferoğlu, Enderun Kitapevi, İstanbul, 1988Karapapak, İslam Ansiklopedisi, c.24, sh. 470Dağıstan Derbent Bölgesi Terekeme Türklerinin Dini Hayatı, Gülreyhan Novruzova, ErciyesÜni. Sos Bil. Ens. Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, 2005İran Türkleri ve İran Türk Edebiyatı, Ali Kafkasyalı, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü,Sayı 24, 2004Erzincan (Merkez) Ağzının Ses Bilgisi ve Söz Varlığı, Mehmet Cihat Üstün, Kaskas Üni. Sos.Bil. Ens. Basılmamış Yüksek Lisans TeziMuş Merkez Ağzı (İnceleme-Metin-Sözlük), Şeyda Özmen, Fırat Üni. Sos. Bil. Ens.Basılmamış Yüksek Lisans TeziÇağdaş Türk Yazı Dilleri-I., Prof. Ahmet Duran-Doç. Ercan Aklaya, Anadolu ÜniversitesiYay., Eskişehir, 2011Nevzat Özkan, Türk Dilinin Yurtları, Akçağ Yayınları, Ankara, 2002

Türkmençay Antlaşması ve Sonuçları, Okan Yeşilot, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü  Dergisi, Sayı 36, Erzurum, 200



BAYRAĞIMIZ

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam70
Toplam Ziyaret214662
FACEBOOK
Hava Durumu
Anlık
Yarın
25° 29° 20°
KAFKAS DANS EKİBİMİZ